Bu sayfa, gerçek kişileri rızaları olmaksızın cinsel içerikli görüntü, video veya seslerde gösteren ve yapay zekâ ile üretilen sahte içeriklerin Türk hukukundaki durumunu özetler. Sayfanın dayanağı, sonda listelenen Prof. Dr. Murat Volkan Dülger'in yayınlarıdır. Anılan mevzuat 1 Kasım 2026 tarihinde resmî kaynaklardan kontrol edilmiştir.
Sorunun niteliği
Bugün bir kişinin sosyal medyadaki birkaç sıradan fotoğrafı, ona ait gerçekçi bir sahte cinsel içerik üretmek için yeterlidir. Bu nedenle mağdurlar artık yalnızca tanınmış kişiler değildir; eski eşler, iş arkadaşları, öğrenciler ve gazeteciler de hedef olmaktadır.
Prof. Dr. Murat Volkan Dülger'e göre rıza dışı sahte cinsel içerik bir hakaret veya müstehcenlik sorunu değil, kişinin cinsel özerkliğine ve mahrem kimliğine yönelik bir saldırıdır. Görüntünün sahte olması saldırının ağırlığını azaltmaz. İçerik gerçeğinden ayırt edilemediğinde mağdur, görüntünün sahte olduğunu çevresine ispatlama yüküyle de karşı karşıya kalır.
Yapay zekâ ile üretilen “intikam pornosu”
Dülger, 2019 tarihli “İnternet Aracılığıyla İşlenen Cinsel Suçlar” başlıklı çalışmasında “intikam pornosu” terimini, eski partnerin kaydettiği veya kendisine verilen mahrem görüntülerin ilişki sona erdikten sonra rıza dışı yayılması anlamında kullanmış; faillerin her zaman intikam saikiyle değil, maddi kazanç veya itibar zedeleme amacıyla da hareket ettiğini belirtmişti. Aynı çalışmada, eski partnerinin görüntülerini elde edemeyen bir failin bu görüntüleri yaratarak da aynı fiili işleyebileceğine dikkat çekmişti.
Üretken yapay zekâ bu ihtimali genel bir olguya dönüştürmüştür. Fail artık mağdurun gerçek bir mahrem görüntüsüne ihtiyaç duymaz. Böylece faile hiçbir zaman mahrem görüntüsünü vermemiş olan eski bir eş veya partner de mağdur olabilmektedir. Terim kamuoyunda yerleşmiş olsa da hukuki değerlendirmede esas alınması gereken kavram “rıza dışı mahrem görüntü”dür.
Türk hukukunda mevcut hükümler
Türk Ceza Kanunu'nda rıza dışı sahte cinsel içeriği doğrudan suç olarak tanımlayan bir hüküm yoktur. Uygulamada olaya göre farklı suç tiplerine başvurulmaktadır; bunların her biri sorunun ancak bir parçasını karşılar.
Gerçek mahrem görüntülerin rıza dışı yayılması, özel hayata ilişkin görüntü veya seslerin hukuka aykırı olarak ifşası niteliğindedir ve iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası gerektirir (TCK m. 134/2). Sahte bir görüntü ise mağdurun gerçek özel hayatına ilişkin değildir; bu nedenle m. 134'ün sahte içeriklere uygulanması kıyas yasağı (TCK m. 2/3) karşısında tartışmalıdır. Bu durumda gerçek bir mahrem fotoğrafı yayan fail cezalandırılırken, sıradan fotoğraflardan ayırt edilemeyen sahte bir görüntü üreten ve yayan failin sorumluluğu belirsiz kalmaktadır.
Cinsel taciz suçunun (TCK m. 105) unsurları arasında bir görüntünün varlığı yer almadığından, somut olayda cinsel amaç ve taciz unsurları bulunduğu ölçüde bu hüküm sahte görüntüler bakımından da uygulanabilir. Görüntüyü yayma tehdidiyle mağduru bir şey yapmaya veya yapmamaya zorlamak, görüntünün gerçek ya da sahte olmasından bağımsız olarak şantaj suçunu oluşturur (TCK m. 107).
Sahte içerik gerçek bir kişinin yüzü, sesi ve ayırt edici özellikleri kullanılarak üretildiğinden kişisel veri niteliğindedir. Bu nedenle kişisel verileri hukuka aykırı olarak kaydetme (TCK m. 135; cinsel yaşama ilişkin veride ceza yarı oranında artırılır) ve verileri hukuka aykırı olarak verme veya yayma (TCK m. 136) suçları uygulanabilir. Hakaret (TCK m. 125) ve müstehcenlik (TCK m. 226/1-2) hükümleri ise fiilin asıl haksızlık içeriğini, yani cinsel özerkliğe yönelik saldırıyı karşılamaz.
Hangi hükmün uygulandığı usul bakımından da önem taşır. Özel hayatın gizliliğini ihlal suçu şikâyete bağlıdır; kişisel verileri kaydetme ile verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçları ise şikâyete bağlı değildir (TCK m. 139). Şikâyete bağlı suçlarda şikâyet, fiilin ve failin öğrenildiği günden itibaren altı ay içinde yapılmalıdır (TCK m. 73).
Mağdurun başvurabileceği yollar
İçeriğin hızla kaldırılması mağdurun en acil ihtiyacıdır. İnternetteki bir yayın nedeniyle özel hayatının gizliliğinin ihlal edildiğini iddia eden kişi, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanlığına doğrudan başvurarak içeriğe erişimin engellenmesini isteyebilir (5651 sayılı Kanun m. 9/A). Başvuruda içeriğin tam adresi (URL), hakkın hangi açılardan ihlal edildiği ve kimlik bilgileri yer almalıdır. Bunun yanında Cumhuriyet başsavcılığına şikâyet ve suç duyurusunda bulunulabilir; içeriğin yer aldığı adreslerin ve tarihlerin kayıt altına alınması delilin korunması bakımından önemlidir.
Karşılaştırmalı hukuk
Avrupa Birliği'nin kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddetle mücadeleye ilişkin 14 Mayıs 2024 tarihli ve (AB) 2024/1385 sayılı Direktifi, bir kişiyi rızası olmaksızın cinsel davranış içindeymiş gibi gösteren materyalin üretilmesini, manipüle edilmesini veya değiştirilmesini ve ardından kamuya erişilebilir kılınmasını, kişiye ciddi zarar vermeye elverişli olduğunda suç olarak tanımlamayı zorunlu kılar (m. 5/1-b). Bu tür materyali yayma tehdidiyle zorlama da suç olmalıdır (m. 5/1-c). Fiilin eski veya mevcut eşe ya da partnere karşı işlenmesi ağırlaştırıcı neden sayılabilmeli (m. 11-k), bu materyalin internetten derhâl kaldırılması sağlanmalıdır (m. 23). Üye devletler Direktifi 14 Haziran 2027'ye kadar iç hukuka aktarmalıdır.
(AB) 2024/1689 sayılı AB Yapay Zekâ Tüzüğü, (AB) 2026/1744 sayılı Dijital Omnibus Tüzüğü ile değiştirilmiş ve yasak uygulamalara iki bent eklenmiştir: tanımlanabilir bir kişinin rızası olmaksızın onu mahrem bölgeleriyle veya cinsel davranış içinde gösteren gerçekçi içerik üreten ya da manipüle eden sistemler ile çocukların cinsel istismarı materyali üreten sistemler (m. 5/1-ba, bb). Bu yasaklar 2 Aralık 2026'dan itibaren uygulanacaktır. Derin sahte (deepfake) içerik üreten kullanıcıların içeriğin yapay olarak üretildiğini açıklama yükümlülüğü ise 2 Ağustos 2026'dan beri uygulanmaktadır (m. 50/4).
Birleşik Krallık'ta bir yetişkinin rızası olmaksızın onun mahrem görüntüsüymüş gibi görünen bir görüntüyü üretmek ve üretilmesini talep etmek, 6 Şubat 2026'dan itibaren suçtur (2003 tarihli Cinsel Suçlar Kanunu m. 66E ve 66F). ABD'de 19 Mayıs 2025'te yürürlüğe giren federal TAKE IT DOWN Kanunu, yapay zekâ ile üretilmiş mahrem görüntülerin rıza dışı yayımlanmasını suç olarak tanımlamış ve platformlara, mağdurun bildirimi üzerine bu içerikleri kırk sekiz saat içinde kaldırma yükümlülüğü getirmiştir.
Çocukları gösteren içerikler
TCK m. 226/3, müstehcen ürünlerin üretiminde çocukları, temsili çocuk görüntülerini veya çocuk gibi görünen kişileri kullananları beş yıldan on yıla kadar hapis ve adli para cezası ile cezalandırır. Dülger'e göre yapay zekâ ile üretilen çocuk istismarı görüntüleri “temsili çocuk görüntüleri” kapsamındadır. Bu alanda sorun yasal bir boşluk değil, üretim hızı ve hacmi karşısında uygulamanın yetersiz kalmasıdır.
Değerlendirme
Prof. Dr. Murat Volkan Dülger'e göre Türk Ceza Kanunu'na, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar arasında ve cinsel taciz suçunun ardından yer alacak açık bir suç tipi eklenmelidir. Bu hüküm bir kişiyi rızası olmaksızın cinsel davranış içinde veya mahrem bölgeleriyle gösteren, gerçeğinden ayırt edilmesi güç içeriği üretmeyi, başkalarına vermeyi ve yaymayı kapsamalı; yayma üretimden daha ağır cezalandırılmalıdır. Suç tipi teknolojiden bağımsız olmalı, içeriğin sahte olduğunun belirtilmesi suçu ortadan kaldırmamalıdır; zira mağdurun cinsel kimliğine yönelik saldırı içeriğin sahte olduğu bilinse de devam eder. Suçun eski veya mevcut eşe ya da partnere karşı işlenmesi cezayı artıran nitelikli hâl olmalı, soruşturma ve kovuşturma ise şikâyete bağlı tutulmalıdır.
Ceza hukuku bu sorunu tek başına çözemez. 5651 sayılı Kanun'un 9/A maddesi bu içerikleri açıkça kapsayacak ve kötüye kullanımı önleyecek usul güvencelerini içerecek biçimde düzenlenmelidir. Dülger'e göre asıl etkili tedbir sistem düzeyindedir: Rıza dışı mahrem görüntü üretmeye yönelik olan ya da bunu makul olarak öngörülebilir bir sonuç hâline getiren ve buna karşı güvenlik tedbiri bulunmayan yapay zekâ sistemlerinin piyasaya sunulması, AB Yapay Zekâ Tüzüğü m. 5/1-ba'ya benzer biçimde Türk hukukunda da yasaklanmalıdır. Bu bir teknoloji yasağı değil, bir güvenlik tedbiri yükümlülüğüdür. Çocukları gösteren içerikler bakımından da öncelik, bu tür içerik üretmeye elverişli sistemlerin sistem düzeyinde yasaklanmasına ve platformların tespit ve kaldırma yükümlülüklerine verilmelidir.
Anılan düzenleme ve kaynakların Türkiye bakımından durumu
Bu sayfada anılan düzenleme ve kaynaklar, tam adları ve Türkiye bakımından hukuki durumlarıyla aşağıda gösterilmiştir. Türkiye'de yürürlükte olmayan metinlerin neden anıldığı ve hangi hâllerde Türkiye'deki kişileri bağlayabileceği de belirtilmiştir.
- Türk mevzuatı: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (RG 12.10.2004, S. 25611); 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun (RG 23.5.2007, S. 26530); 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK; RG 7.4.2016, S. 29677). Türkiye'de yürürlüktedir ve bağlayıcıdır.
- Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetle Mücadeleye İlişkin Avrupa Parlamentosu ve Konseyinin 14 Mayıs 2024 tarihli ve (AB) 2024/1385 sayılı Direktifi: Direktifler yalnızca AB üye devletlerini bağlar ve iç hukuka aktarılmaları gerekir (aktarma süresi 14 Haziran 2027). Türkiye'yi bağlamaz. AB'nin aynı soruna verdiği cevabı göstermek ve Türk hukuku için örnek olarak anılmıştır.
- AB Yapay Zekâ Tüzüğü: Avrupa Parlamentosu ve Konseyinin 13 Haziran 2024 tarihli ve (AB) 2024/1689 sayılı Tüzüğü. AB'de 1 Ağustos 2024'ten beri yürürlüktedir. Türkiye AB üyesi olmadığından Türkiye'de yürürlükte değildir; Türk makamlarını ve mahkemelerini bağlamaz. Ancak sistemini AB'de piyasaya süren veya hizmete sokan ya da sisteminin çıktısı AB'de kullanılan Türkiye'deki sağlayıcı ve kullanıcılar için bağlayıcıdır (m. 2/1-a, c). Türkiye'nin AB'ye aday ülke olması ve Gümrük Birliği çerçevesinde ürünlere ilişkin teknik mevzuatı uyumlaştırma yükümlülüğü nedeniyle, Türk düzenlemeleri için de örnek olarak anılmaktadır.
- Dijital Omnibus: Avrupa Parlamentosu ve Konseyinin 8 Temmuz 2026 tarihli ve (AB) 2026/1744 sayılı Tüzüğü. AB Yapay Zekâ Tüzüğü'nü değiştirir; AB'de 27 Temmuz 2026'dan beri yürürlüktedir. Türkiye bakımından durumu AB Yapay Zekâ Tüzüğü ile aynıdır.
- Birleşik Krallık, 2003 tarihli Cinsel Suçlar Kanunu (Sexual Offences Act 2003) m. 66B, 66E ve 66F (2023 tarihli Çevrim İçi Güvenlik Kanunu ve 2025 tarihli Veri (Kullanım ve Erişim) Kanunu ile eklenmiştir): İngiltere ve Galler'de uygulanır; Türkiye'yi bağlamaz. Karşılaştırmalı hukuk örneği olarak anılmıştır.
- ABD, TAKE IT DOWN Kanunu (Pub. L. 119-12, 19.5.2025): ABD federal hukukudur; Türkiye'yi bağlamaz. Karşılaştırmalı hukuk örneği olarak anılmıştır.
İlgili yayınlar ve sayfalar
- İnternet Aracılığıyla İşlenen Cinsel Suçlar
- Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ve Türk Ceza Kanunu Bağlamında Kişisel Verilerin Ceza Normlarıyla Korunması
- Yapay Zekalı Varlıklar ve İnsanlar Arasında Duygusal / Cinsel Yakınlaşmalar: İnsanların Yerini Seks Robotları Mı Alıyor?
- Unutulma Hakkı
- AB Yapay Zekâ Tüzüğü ve Kişisel Verilerin Korunması
Mevzuat durumu: 1 Kasım 2026. Bu sayfa genel bilgi amaçlıdır; somut bir olaya ilişkin hukuki değerlendirmenin yerini tutmaz.
