Bu sayfa, mahkemenin hapis cezasına hükmetmesinden sonra neler olabileceğini özetler: hükmün ne zaman infaz edileceğini, mahkemenin hapis cezası yerine hangi kurumları uygulayabileceğini ve cezaevinde geçirilecek sürenin nasıl belirlendiğini. Sayfanın dayanağı, sonda listelenen Prof. Dr. Murat Volkan Dülger'in yayınlarıdır. Anılan mevzuat 8 Kasım 2026 tarihinde resmî kaynaklardan kontrol edilmiştir.

Hüküm kesinleşmeden infaz edilmez

5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 4. maddesine göre mahkûmiyet hükümleri kesinleşmedikçe infaz olunamaz. İlk derece mahkemesinin hükmüne karşı süresi içinde istinafa, bölge adliye mahkemesinin kararına karşı da kanunda öngörülen hâllerde temyize başvurulursa hüküm kesinleşmez. Bu süre içinde kişi, kural olarak cezaevine girmez.

İstisna tutukluluktur. Yargılama sırasında tutuklu olan ve hüküm kurulurken tutukluluğunun devamına karar verilen kişi cezaevinde kalır; ancak süren şey cezanın infazı değil, tutukluluktur. Hüküm kesinleşmeden önce kişinin özgürlüğünü sınırlayan bütün hâllerde geçirdiği süreler, örneğin gözaltı ve tutukluluk, hükmolunan hapis cezasından indirilir. Adli para cezasında bir gün 500 TL sayılır (TCK m. 63).

Dülger'e göre mahsup zorunludur: Kişi özgürlüğünün sınırlanmasına kendi kusuruyla yol açmış olsa bile süre cezadan indirilir; hâkime düşen görev yalnızca hesabı yapmaktır.

Mahkeme hapis cezası yerine ne karar verebilir?

Hapis cezasına hükmeden mahkeme, şartları varsa üç kurumdan birini uygulayabilir: hükmün açıklanmasının geri bırakılması, cezanın ertelenmesi ve kısa süreli hapis cezasının seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi. Bu kurumlar birlikte uygulanamaz. Açıklanması geri bırakılan hükümdeki hapis cezası ertelenemez; kısa süreli ise seçenek yaptırımlara da çevrilemez (CMK m. 231/7). Hangi kurumun istenmesinin sanığın yararına olacağı, sonuçları farklı olduğu için hüküm kurulmadan önce değerlendirilmelidir.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (CMK m. 231)

Hükmolunan ceza iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezasıysa mahkeme hükmün açıklanmasını geri bırakabilir. Bu karar, müsadereye ilişkin hükümler dışında, kurulan hükmün sanık hakkında hukuki bir sonuç doğurmaması anlamına gelir (m. 231/5). Karar verilebilmesi için sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış olması, mahkemenin sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışlarına bakarak yeniden suç işlemeyeceği kanaatine varması ve suçtan doğan zararın tamamen giderilmesi gerekir (m. 231/6). Zarar hemen giderilemiyorsa, denetim süresi içinde aylık taksitlerle ödenmesi koşuluyla da karar verilebilir (m. 231/9).

Yargıtay Ceza Genel Kurulu'na göre burada giderilmesi gereken zarar maddi zarardır; manevi zarar bu kapsama girmez. Zararın bizzat sanık tarafından giderilmesi de gerekmez; sanığın bilgisi ve rızasıyla üçüncü kişiler tarafından giderilmesi yeterlidir (YCGK, 03.02.2009, E. 2008/11-250, K. 2009/13).

Sanık beş yıllık denetim süresine tabi tutulur; mahkeme bu sürenin en fazla bir yılı için denetimli serbestlik yükümlülükleri belirleyebilir (m. 231/8). Denetim süresinde kasten yeni bir suç işlenmez ve yükümlülüklere uyulursa açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılır ve dava düşer (m. 231/10). Kasten yeni bir suç işlenir ya da yükümlülüklere aykırı davranılırsa mahkeme hükmü açıklar. Yükümlülüklerini yerine getiremeyen sanık bakımından mahkeme, durumunu değerlendirerek cezanın yarısına kadar bir kısmının infaz edilmemesine ya da şartları varsa ertelemeye veya seçenek yaptırıma karar verebilir (m. 231/11).

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı istinaf yoluna başvurulabilir (m. 231/12). Karar, ayrı bir sisteme kaydedilir ve ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak savcı, hâkim veya mahkeme tarafından istenebilir (m. 231/13). Kurum; işkence ve eziyet suçları ile kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlediği ve Anayasa'nın 17. maddesi kapsamında kötü muamele sayılabilecek suçlarda uygulanmaz (m. 231/14). Madde son olarak 7589 sayılı Kanun'la değiştirilmiştir.

Dülger'e göre hükmün açıklanmasının geri bırakılması sanığın lehine olan ve mahkemece kendiliğinden gözetilmesi gereken bir kurumdur. Şartları oluştuğu hâlde uygulanmamışsa, bunun somut gerekçelerle açıklanması gerekir.

Hapis cezasının ertelenmesi (TCK m. 51)

İki yıl veya daha az süreli hapis cezası ertelenebilir. Suçu işlediği sırada on sekiz yaşını doldurmamış ya da altmış beş yaşını bitirmiş kişiler için bu sınır üç yıldır. Erteleme için kişinin daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı üç aydan fazla hapis cezasına mahkûm edilmemiş olması ve yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkemede bir kanaat oluşması gerekir (m. 51/1). Erteleme, zararın tamamen giderilmesi koşuluna bağlanabilir (m. 51/2).

Ertelenen ceza için bir yıldan az, üç yıldan fazla olmamak üzere bir denetim süresi belirlenir; bu süre mahkûm olunan cezadan az olamaz (m. 51/3). Denetim süresi yükümlülüklere uygun veya iyi hâlli olarak geçirilirse ceza infaz edilmiş sayılır (m. 51/8). Fark buradadır: Ertelemede mahkûmiyet hükmü açıklanmış ve kesinleşmiştir; ceza infaz edilmiş sayılsa da hüküm ortadan kalkmaz. Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasında ise denetim süresi yükümlülüklere uygun geçirilirse hüküm ortadan kaldırılır ve dava düşer.

Kısa süreli hapis cezasının çevrilmesi (TCK m. 50)

Bir yıl veya daha az süreli hapis cezası kısa süreli hapis cezasıdır (TCK m. 49/2). Mahkeme bu cezayı; kişinin kişiliği, sosyal ve ekonomik durumu, yargılama sürecinde duyduğu pişmanlık ve suçun işlenmesindeki özellikler gözetilerek adli para cezasına, zararın tamamen giderilmesine, bir eğitim kurumuna devam etmeye, belirli yerlere gitme veya belirli etkinlikleri yapma yasağına, ehliyet veya ruhsatın geri alınmasına ya da kamuya yararlı bir işte çalıştırılmaya çevirebilir (m. 50/1).

Daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş kişinin otuz gün ve daha az süreli hapis cezası, suç tarihinde on sekiz yaşını doldurmamış veya altmış beş yaşını bitirmiş kişilerin ise bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, seçenek yaptırımlardan birine çevrilir; burada mahkemenin takdir yetkisi yoktur (m. 50/3). Suç tanımında hapis ile adli para cezası seçenek olarak öngörülmüşse ve mahkeme hapis cezasını seçmişse, bu ceza artık adli para cezasına çevrilmez (m. 50/2). Taksirli suçlardan verilen hapis cezası uzun süreli olsa bile adli para cezasına çevrilebilir; bilinçli taksirde bu imkân yoktur (m. 50/4).

Cezaevinde: koşullu salıverilme

Hükmün kesinleşmesiyle infaz başlar. Koşullu salıverilmeden yararlanmak için kişinin kurumdaki infaz süresini iyi hâlli olarak geçirmesi gerekir (5275 s. K. m. 107/1). Kural olarak süreli hapis cezalarında cezanın yarısı, müebbet hapiste yirmi dört yıl, ağırlaştırılmış müebbet hapiste otuz yıl infaz kurumunda geçirilmelidir (m. 107/2). Kasten öldürme, cinsel saldırı ve özel hayata karşı suçlar gibi kanunda sayılan suçlarda bu oran üçte ikidir; örgüt ve terör suçları için ayrıca daha uzun süreler öngörülmüştür.

Koşullu salıverilen kişi bir denetim süresine tabi tutulur. Bu süre içinde hapis cezasını gerektiren kasıtlı bir suç işlerse ya da infaz hâkiminin uyarısına rağmen yükümlülüklerine uymamakta ısrar ederse, koşullu salıverilme kararı geri alınır (m. 107/12).

Denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak infaz

Açık ceza infaz kurumunda veya çocuk eğitimevinde bulunan ve koşullu salıverilmesine bir yıl veya daha az süre kalan iyi hâlli hükümlü, talep ederse cezasının koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmını denetimli serbestlik tedbiri altında, cezaevi dışında çekebilir. Kararı infaz hâkimi verir (5275 s. K. m. 105/A/1). 7550 sayılı Kanun'la (2025) buna bir şart eklenmiştir: Hükümlü, koşullu salıverilme tarihine kadar kurumda geçirmesi gereken sürenin en az onda birini, beş günden az olmamak üzere, kurumda geçirmiş olmalıdır.

Kanunun geçici maddeleri, suç tarihine göre farklı süreler öngörebilir. Bu nedenle somut bir hükümlünün ne zaman tahliye olacağı, suç tarihi ve mahkûmiyetin niteliği gözetilerek ayrıca hesaplanmalıdır.

Değerlendirme

Prof. Dr. Murat Volkan Dülger ve arkadaşları, 2020 tarihli yazılarında 7242 sayılı Kanun'la yapılan infaz değişikliklerinin örtülü bir af niteliği taşıdığını belirtmişti. Onlara göre af yapılacaksa bunun Anayasa'nın 87. maddesinde öngörülen yolla yapılması gerekir. Aynı yazıda, yapısal bir sorun olan cezaevi doluluğu ile dönemsel bir sorun olan salgının aynı düzenlemeyle çözülmeye çalışılmasının infaz sistemini adaletsiz, eşitsiz ve belirsiz hâle getirdiği vurgulanmıştı.

Suç tarihine göre farklı süreler öngören geçici hükümler, infaz hesabını bugün de kişiden kişiye değiştirmektedir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, erteleme ve seçenek yaptırımlar ise birbirini dışlayan ve farklı sonuçlar doğuran kurumlardır. Bu nedenle hapis cezası ihtimali bulunan bir yargılamada hangi kurumun istenmesinin yararlı olacağı ve olası bir mahkûmiyette infazın nasıl işleyeceği, hüküm kurulmadan önce değerlendirilmelidir.

Anılan düzenlemeler

  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (RG 12.10.2004, S. 25611): m. 49, 50, 51, 63.
  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (RG 17.12.2004, S. 25673): m. 231. Madde son olarak 16.07.2026 tarihli ve 7589 sayılı Kanun'la değiştirilmiştir.
  • 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun (RG 29.12.2004, S. 25685): m. 4, 105/A, 107. Madde 105/A, 4.6.2025 tarihli ve 7550 sayılı Kanun'la değiştirilmiştir.

İlgili yayınlar

Mevzuat durumu: 8 Kasım 2026. Bu sayfa genel bilgi amaçlıdır; somut bir olaya ilişkin hukuki değerlendirmenin yerini tutmaz.